Gazne devleti 963 yılında Alp Tekin tarafından Afganistan’da kurulmuştur. İlk Türk İslam devletlerinden olan Gazne devleti çok uzun süre gücünü korumuştur. Gazne devleti, Selçuklu devleti ile yapmış olduğu Dandanakan Savaşını kaybetmiş ve Hindistan’a çekilmiştir. Devletin yorgun ve zayıf düşmesinin ardından Afgan kökenli olan Gurlular tarafından 1187’de yıkılmıştır. [1], [2], [3],

  •  Gazne Devletinin Kuruluşu

    Sebükteginiler olarak bilinen Gazne devletinin kurucusu olan Alp Tekin (Alp Tigin) devleti kurmadan evvel Horasan genel valisi olarak çalışmıştır. Fakat Samanilerin hükümdarı olan Mansur ile arasında gerçekleşen anlaşmazlıkların ardından görevinden ayrılıp Belh kentine yerleşmiştir. Mahsur ise kendisine yaptığı davranışlarından ötürü Alp Tekin’in üzerine güçlü askeri birlikler göndermiştir. Mansur’un birliklerine karşı direnen Alp Tekin galibiyeti kazanmıştır. Alp Tekin’in yeni planı ise Emir Lavik yönetiminde olan Gazne şehrini ele geçirmek olmuştur. Alp tekin planını uygulayarak Gazne şehrini ele geçirip 963’te Gazne devletini kurmuştur. Alp Tekin’in Gazne’yi yönetmesinden kısa bir süre sonra tahta oğlu Ebu İshak İbrahim(963-966) geçmiştir. Samanilerin devamı niteliğinde olan bu devlet Gazne’de ki hâkimiyetini garantilemiştir. Ebu İshak İbrahim’in oğlu olmadığı için yerine Türk komutanlardan biri olan Bilge tekin geçmiştir. Bilge Tekin, Gerdiz Kalesini kuşattığı esnada vefat etmiştir. Ardından yerini Piri Tegin ( Böri Tekin)  almıştır. Başarısızlıklarından dolayı kısa sürede görevinden alınmıştır. Alp Tekin’in yetiştirdiği komutanlarından biri olan Sebük Tigin bu göreve layık görülmüştür. [1], [2], [3],

  •  Sebük Tigin Dönemi

    Oldukça yetenekli olan Sebük Tigin, Kırgızistan sınırları içerisinde bulunan Işıklı Göl sahillerindeki Barshan bölgesinde doğmuştur. Samaniler valisi olarak görünse de tam anlamıyla özgür bir hükümdar olmuştur. Gazne devletinin gerçek kurucularından sayabileceğimiz Sebük Tigin, Gazne devletini çok iyi yerlere taşımıştır. Sebük Tigin kısa sürede hâkimiyetini doğu Afganistan’da bulunan Zabülistan bölgesine kadar yaymıştır. Sebük Tigin halkı kendi tarafına çekmek amacıyla bölgede yaşayan asillerden birinin kızıyla evlenmiştir. Ardından Türk Gulam grupların yaşadığı Büst şehrine saldırarak şehrin hâkimiyetini eline almıştır. Kuzeydoğu Belucistan’daki Kustar bölgesini ele geçirerek devlet hâkimiyetini Toharistan ve Zemindavere kadar genişletmiştir. Sebük Tigin’in başlattığı bu saldırının ardından Kabil, Samgan ve Celalabad, Gazne devletinin yönettiği alanlar arasına girmiştir. Bu bölgelerde yaşayan Afgan ve Halaç Türkleri kısa sürede Gazne devletini benimsemiştir. Bamyan, Gur ve Toharistan bölgeleri de kısa süre içerisinde Gazne devletinin eline geçmiştir. Ele geçirilen bu alanlar Sebük Tigin’in yaymaya çalıştığı İslam inancına karşı bölgeler olduğu için hükümdarın saldırı planlarında ilk sıraları almışlardır. [1], [2], [5],

    Kazanılan zaferlerle beraber Sebük Tigin, Kabil nehri boyunca Paşaver’e kadar ilerlemiştir.  Samaniler gücünü kaybetmeye ve zayıflamaya başlayınca, Samaniler hükümdarı olan Nuh, Horasan Valisi olan Ebu Ali Muhammed Simcuroğlu ile arasındaki sorunlara çözüm için Sebük Tigin’den yardım talep etmiştir. Sebük Tigin’in yardımlarıyla, Samaniler, Horasan valisini yenerek galibiyeti kazanmışlardır. Sebük Tigin’in, Horasan’a düzenlediği sefere oğlu Mahmud’ta gitmiştir. Gösterdikleri üstün başarılardan ötürü, Sebük Tigin ve oğlu Mahmud’a unvanlar verildi. Ardından Mahmud, Horasan valisi ve başkomutan olarak göreve başlamıştır. 997’de Sebük Tigin hayatını kaybetmesiyle, tahta Sebük Tigin’in vasiyetiyle üç oğlundan( Mahmud, Yusuf, İsmail) en ufağı olan İsmail çıkmıştır. Bunun haksızlık olduğunu düşünen Mahmud, kardeşini uyarmış fakat ters tepki almıştır. Tahta çıkmayı kendine hedef koyan Mahmud, Gazne üzerine saldırı düzenleyerek kardeşinin elinden tahtını almıştır. Mahmut, samaniler ile arasındaki bütün samimiyetini kesip(998) tam anlamıyla özgür ve bağımsız bir hükümdar olduğunu kanıtlamıştır. [1], [2], [5],

  •  Gazneli Mahmut Dönemi

    Hiç kuşkusuz Gazne devletinin en zeki ve en güçlü hükümdarlarından biri olan Mahmud 1970’de doğmuştur. Başarılarından dolayı Yeminü’d- devle ve Eminü’l-mille unvanlarını almıştır. Bilindiği üzere Mahmud ilk sultan unvanını alan hükümdardır. Ayrıca kendisine tarih kaynaklarında Gazneli Mahmud’ta denilmektedir. Gazneli Mahmud, hükümdarlığının ilk safhalarında şairler, edipler ve ilim insanlarına karşı büyük destek vermiştir. Hindistan üzerine İslam’ı yaymak amacıyla düzenlediği seferlerle İslam dünyasının en büyük hükümdarlarından biri olarak nam salmıştır. [1], [2],

    Gazneli Mahmud, samaniler tarafından değer görmeyen Abbasi Halifesine elçi yollamış ve adına hutbe okutmuştur. Halife Kadir Billah, Gazneli Mahmud’un bu kibar davranışına karşılık olarak ona Yeminü’d- devle ve Eminü’l- miile unvanlarıyla beraber hil’at, bayrak ve taç yollamıştır. 1000 yılına gelindiğinde ikili arasında anlaşmayı belirten büyük bir merasim yapılmıştır. Gazneli Mahmud, halifenin kendisine yapmış olduğu iyilik ve kibarlığa karşılık olarak İslam dinini yaymak ve korumak adına her sene Hindistan’a sefer düzenleneceğini belirtmiştir. Zaman içerisinde Gazneli Mahmud verdiği sözleri tutmuş ve büyük hizmetler vermiştir. Bunu karşılığında Abbasi halifesi ona Nizâmü’d Din ve Nasıru’l- hak unvanlarını vermiştir. Gazneli Mahmud’un başarıları ve namı yayılmaya devam ettikçe Şii Fatımi Hilafetinden anlaşma istekleri gelmiştir. Bilindiği üzere Gazneli Mahmud, Sünni İslam öncülüğünü yaptığı için anlaşmaları reddetmiştir. [1], [2],

    Gazneli Mahmud, tahta bulunduğu süre zarfında hiç durmadan çalışmış ve büyük başarılar kazanmıştır. Ömrü seferlerle geçen Gazneli Mahmud böylelikle adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır. Tarihe şöyle bir baktığımız zaman ilk olarak Karahanlılar’ın 999’da yok ettiği samanilerin topraklarının nerdeyse çoğunu ele geçirmiştir. Ardından; Sistan’a (999, 1002, 1003), putperest Gurlular, Harezm seferi ve zaptı(1117), Kusdar bölgesinin alınması(1111), Garcistan fethi(1112) gibi daha birçok sefere imza atmıştır. Ayrıca Horasanı korumak adına Karahanlılar’la tahtını korumak amacıyla da Oğuzlarla birçok harp gerçekleştirmiştir. [1], [2], [5],

    Gazneli Mahmud’un mükemmel savaş taktiklerini uyguladığı Hint seferlerinin amacı İslam Dinini yaymak olmuştur. Gazneli Mahmud son olarak ırak-ı Acem adı verilen Hemedan ve Rey şehirlerinin arasında bulunan bölgeyi ele geçirmiştir. 1029’da Rey şehrine saldırarak bölgeyi Batıniler’den arındırmıştır. Artık sağlığını kaybetmeye başlamış ve 1030’da hayatını kaybetmiştir. [1], [2], [5],

  •  Mesud Dönemi

    Bilindiği üzere Gazneli Mahmud’un iki erkek çocuğa sahipmiş. Gazneli Mahmud vefat edince yerine oğlu Muhammed geçmiştir. Fakat ordu Mahmud’un diğer oğlu olan Mesud’un tahta çıkmasını istemiştir. Mesud, Gazne’de ki Herat bölgesine birlikleriyle saldırınca heyet tarafından tahtın yeni sahibi olarak ilan edilmiştir. Babasının yolundan gitmeye çalışan Mesud bütün planlarını Hindistan üzerine kurmuştur. 1040’da Selçuklular ile yapılan Dandanakan savaşını kaybetmiş ve Gazne’den Lahora geçmiştir. Mesud’un oğullarından olan Mecdud daha önceden Lahora gönderilmiştir. Diğer oğlu Mevdud ise Belh’i savunması için görevlendirilmiştir. Mesud’a kızgın olan bazı kesimler ayaklanma çıkarmış ve bu ayaklanmada Mesud tutuklanmıştır. Bunu fırsat bilen yeğeni Ahmed, Mesud’un tutuklu kaldığı hapishaneye giderek onu öldürmüştür (1041). [1], [2], [5],

  •  Mesud Sonrası Gazne Devleti

    Gazne arık eski gücünü kaybetmeye başlamıştır. Belh’i savunmak için görevlendirilmiş olan Mevdud Gazne’ye saldırdı. Mesud’un ölümünden sonra taht tekrar Muhammed’e verilmiştir. Mevdud, Gazne’de ki Negrehar bölgesine saldırmış ve babasının katillerini öldürmüştür. Mevdud, Celalabad yakınlarında Fethabad kentini kurmuş 1041-1049 yılları arasında burayı yönetmiştir. Artık hiçbir şey eskisi gibi sürmemiş ve saldırılar başlamıştır. Mevdud’un ikiz kardeşi olan Mecdud başkaldırmıştır. Bu başkaldırıdan yararlanan Hindular (Delhi racası) doğuda Lahor’a saldırmışlardır. Batı bölgesinde ise Selçuklu orduları Gazne üzerine seferler yapmış ve birçok kenti yağmalamışlardır. Kısa bir süreliğine bu bölgeler savunulsa da bir süre sonra tekrar güç Selçukluların eline geçmiştir. 1049 yılında Mevdud hayatını kaybetmiş ve yerine II. Mesud geçmiştir. Fakat kısa sürede tahtan indirilmiştir. 1049-1052 arası Gazne tahtı sürekli hükümdar değişikliği yapmıştır. Bu durumun düzelmesi adına Ferruhzad 1052’de hükümdar ilan edilmiştir. Yeni hükümdar Selçuklu tehdidini durdurmayı başarmıştır. Ferruhzad 1059’da vefat edince yerine kardeşi İbrahim geçmiştir. İbrahim ilk iş olarak Selçuklularla anlaşma yapmış oğluna Melikşah’ın kızını istemiştir. İbrahim, Hindistan’a yapmış olduğu seferlerle Ganj ırmağına kadar olana bölgeleri ele geçirmiş ve sultan unvanını almıştır. İbrahim’in döneminin ardından tahta çıkan hükümdarlar ülkeyi iyi yönetememişlerdir. Zamanla yeni bir Türk devleti olan büyük Selçuklu devleti ortaya çıkmıştır. Gücünü kaybeden Gazne devleti Büyük Selçuklu Devletinin gücünü kaybetmiş ve onun egemenliği altına girmiştir. 1187 yılına gelindiğinde Gazne devleti Gurlular tarafından yıkılmıştır. [1], [2], [3],[5],

  •  Gazne Devletinde Yönetim ve Teşkilat Biçimi

    Gazne devletinin genel yapısına baktığımızda halk Türkler ve orta Asya’dan göç etmiş etnik kökenli insanlardan oluşmaktaydı. Yönetimin en üst kısmında Sultan ve Emir denilen hükümdar bulunmaktaydı. Gazneli hükümdarları İslam bayraktarı olduklarını belirten unvanlara sahiptiler. Hükümdar gerektiği zaman kendisine vezir tayin ederek, yönetime katkı sağlayan diğer divan üyeleriyle görüş birliği yapmak için toplantılar yapabiliyordu. Gazne devletinin saray teşkilatı diğer Türk devletleriyle aynı özelliklere sahiptir. Karahanlılar, Selçuklular ve Gazneliler de samanilerin katkısıyla Abbasi etkileri görmek mümkün. Ağaçı, Candâr, Emir-i silah, Camedar, Şarabdar, emir-i Ahir, Hansalar, Emir-i Şikâr, Emir-i Hares, Çavuş gibi saray görevleri bulunmaktaydı. [2], [4], [5],

  •  Merkez Teşkilat Biçimi

    Gazne devletinde Gazneli Mahmud tahta geçene kadar saltanat görülmedi. Devleti Türk komutanlar idare ediyordu. Devlet yönetimi merkez ve eyalet teşkilatı olarak iki bölümden oluşmaktaydı. Devletin başkenti 1157 yılına kadar Gazne olarak kaldı daha sonra devletin yıkılışına kadar Hindistan’da ki Lahor şehri başkent oldu. Gazne devleti başkentte bulunan divan teşkilatının verdiği kararlar ile idare ediliyordu. Divanda alınan kararlar hükümdara iletilir, hükümdarda onaylayıp uygulardı. Devlet merkezinde Divan-ı Vezaret, Divan-ı Risalet, Divan-ı Arz, Divan-ı İşraf ve Divan-ı Vekâlet adında beş ana daire bulunuyordu.  [2], [4], [5]

  •  Divan-ı Arz

    Yöneticiliğini Sahib-i Divan-ı Arz yapmaktaydı. Askeri alanda maaş, eğitim, asker toplama, silah yapımı ve bakımı gibi alanlarla ilgileniyordu. Kısaca günümüzün Milli Savunma Bakanlığı da diyebiliriz.  [2] [4],

  •  Divan-ı Risâlet

    Yöneticiliğini Sahib-i Divan-ı Risalet dediğimiz başkan yapıyordu. Vezire eş sayılacak kadar mühim bir görevdi. Eyaletler ve yabancı devletler gerçekleştirilen yazışmalar bu divandan yapılırdı. [2], [4]

  •  Divan-ı Vezaret

    Genel maliye işlerinin gerçekleştirildiği divandır. [2], 

  •  Divan-ı İşraf

    Müşrif adını verdiğimiz görevliler ülkedeki haberleşmeyi sağlayan divandır. Saray içerisindeki ya da devletlerarasında ki gizli haberleşmeleri yürütürlerdi.  İstihbarat divanı da diyebiliriz. Müşrifler yabancıları veya tehdit oluşturan herkesi denetleyebilirdi. [2] [4],

  •  Divan- Vekâlet

    Divan başkanına Vekil-i Has denilmekteydi. Hükümdarın ve ailesinin gelir gider ve mali işleriyle ilgilenen divandı. [2] [4],

  •  Gazne Devletinde Eyalet Teşkilat Biçimi

    Eyalet teşkilatı sivil, askeri ve adli olarak üç yönetimle yönetiliyordu. İlk olarak eyaletin idaresini, vergi işlerini, emniyet ve can güvenliğini sağlayan Sahib-i Divan bulunmaktaydı. İkinci sırada ise eyalet ordularının komutanı olan salar ve sipehsalar oldu. Bu alandaki sorumlu kişiye sahibü’ş-şurta adı verildi. Üçüncü sırada ise Kadı’ul Kudat eyaletin adli kısmıyla ilgilenirdi. [2] 

  •  Gazne Devletinde Şehir İdaresi

    Şehirlerde bulunan kaleler dış tehditlere karşı KUTVAL adı verilen komutanlar tarafından gerçekleştirilirdi. Emniyet ve asayiş görevleri Şahneler tarafından yapılırdı. Çarşı içerisindeki fiyat düzenini sağlayanlara muhtesip ( belediye, zabıta) denirdi. Medrese ve vakıf görevlerine bakan daireye işraf-ı Efkaf adı verildi. [2

  •  Gazne Devletinde Adli Sistem

    Adalet hizmetleri kadılar tarafından yönetilirdi. Eyaletlerde Kadı’l –Kudat, şehirlerde ise kadılar görev yapmaktaydı. [2],

  •  Gazne Devletinde Ordu Sistemi

    Ordu Gulaman, Muntazam birlikler, eyalet askerleri, ücretli ve gönüllü askerlerden oluşmaktaydı. Altı bin askerden oluşan Gulaman ordusunun başında Sâlar-ı Gulaman vardı. Gulaman-ı Has denilen sultanın özel koruması da bu birliğin içinde yer alıyordu. Aslan işlemeli bayrak Gulaman ordusunu temsil ederdi. Savaşlarda bini aşkın bil kullanılıp ayrıca fillerin bakımının yapıldığı büyük bir filhâne bulunuyordu. [1] [2]

    Ordunun başında hükümdar bulunuyor, ondan sonraki en rütbeli kumandan ise Hacib-i Buzurg’du.  Orduda sayı bakımından üstün olan bir diğer askeri bölüm ise atlı süvarilerdi. Ok, yay, savaş baltası, mızrak, kılıç, gürz ve kalaçur askerlerin en mühim silahlarıydı. Yaya askerleri ise daha az sayıda olup silah olarak ok, yay, gürz, kılıç ve mızrak kullanıyorlardı. Kendilerini koruma amaçlı olarak zırh ve kalkan taşırlardı. [2]

    Ordu düzenine baktığımızda; Leşker-i kalb( merkez), meymene( sağ kol), meysere( sol kol), mukaddeme, talia veya pişdar( öncü), artçı(saka) olarak düzenlenmiştir. Ortalama 100 bin askeri bulunan ordular Gazneli mahmud döneminde daha büyük bir güce sahiptiler. Gazne devlet teşkilatı Büyük Selçuklu devletinin veziri Nizamü’l –Mülk, Siyasetname’sinde ayrıntılı olarak anlatılmış ve sonraki birçok türk islam devletine örnek olmuştur. [1] [2], [4],

  •  Gazne Devletinin İlim, Kültür ve Mimari Biçimi

    Türk İslam devletleri arasında ilim ve kültür konusunda en parlak devri Gazne devleti yaşamıştır. Hükümdarlar kültürlü ve ilim sahibi olup bu bilgilerini ele geçirdikleri bölgelere de yaymışlardır. Saray içerisinde Türkçe konuşulmuş fakat resmi dil farsça olarak belirlenmiştir. Bu sebepledir ki Türkçe halk arasında etkili bir dil olamamıştır. Gazne devletinin sultanları ilim ve kültür konusunda şair ve ilim insanlarına büyük destek vermişlerdir. Bir Siyasetname olan şehname, Firdevsî tarafından kaleme alınmıştır. Utbî’ye ait olan Tarih-i Yemin eseri de Gazne devletinin bu dönemki eserlerinden olmuştur. Dönemim en önemli şairlerinin arasında Ferruhî yer almıştır. Zafer kuleleri adlı mimari çalışma Gazne devleti döneminde oluşturulmuştur. Türk dil bilgini olan Mübarek- Şah Gazne devleti döneminde yer almıştır. Güney Afganistan’da yer alan Büst şehrindeki Leşgeri Bazar Sarayı bu dönemin en mühim mimari eseri olmuştur. Ayrıca Gazne şehrinde bulunan Sengbest bölgesindeki türbelerde çok ilgi çekmiştir. Renkli çini levhalar, toprak kabartmaları, tuğlalar ve en önemlisi olan kufi yazı örnekleri bu dönemin en mühim kalıntıları olma özelliğini korumuştur. [1], [2], [4], [5],

  •  Kaynaklar

    1. Mehmet Duman, 13 Temmuz 2015, “Gazneliler Kuluşu Sulatanları Yönetim ve Uygarlık”

    2. Nesimi Yazıcı, ‘ İlk Türk- İslam Devletleri Tarihi’,sf 106-124

    3. Martin Eden, 2 Nisan 2015, “GAZNE DEVLETİNİN KURUCUSU KİMDİR?”

    4. Gaznelilerde Devlet Teşkilatı

    5. Erdoğan Merçil, ‘Müslüman-Türk Devletleri Tarihi’, sf 44-51

Paylaşmak İstermisiniz :

Bu alana reklam verebilirsiniz!