Musa Çelebi, ağabeyi Mehmed Çelebi’nin idaresi altında vazifeli olarak çıktığı seferde muvaffak olunca saltanat mücadelesinin bir yansıması olarak sözünden caydı ve ele geçirdiği idareyi ağabeyine teslim etmedi. Hükümdarın en çok desteğine ihtiyaç duydukları Sancak Beyleri ve tımar erleri Musa Çelebi’ye itaat edince tahta kolayca oturdu.

Musa Çelebi’nin tahta geçmesi balkanlardaki gayrimüslim kitleler tarafından nahoş karşılanmadı. Macaristan Musa Çelebi’nin idaresini tanıdı. Eski kayın pederi olan Eflak Voyvodası Mircea zaten seferin en başından beri Musa Çelebi’ye destek veriyordu. Sırp despot Lazareviç de Süleyman Çelebi’ye sadakat gösterdiği gibi Musa Çelebi’ye de sadakatini iletti. Musa Çelebi, Balkanlarda ki bu sulh haline rağmen hükümdarlığını taçlandıracak fetihler yapmaktan geri durmadı. Tımar olarak verilmek üzere yeni araziler peşine düşen Musa Çelebi, Köprülü, Akçabolu ve Provadi’yi ele geçirdi. Bununla da yetinmeyip Nobirda’da ki gümüş madenlerini ele geçirerek ileride başına bela olacağını hesap etmeden buradan gelecek gelirleri akıncılarına bağışladı. Ardından Makedonya içlerine akın müsaadesi verip Balkanlardaki askeri kuvvetlere yağma imkanı tanıyarak sadakatlerini tazeledi.

Tüm bunlar olurken Mehmed Çelebi Anadolu’nun hükümdarı olarak Bursa’da oturuyordu. Artık Rumeli Musa’nın, Anadolu ise Mehmed Çelebinin topraklarıydı. Musa Çelebi Bursa’yı ele geçirmeye pek niyetli değildi. Ancak Mehmed Çelebi elbette gözünü Rumeli’ye dikecektir. Musa Çelebi, Süleyman Çelebi ile çatışırken durumdan istifade etmeye çalışan Bizans, stratejik öneme sahip olan Gelibolu limanını ele geçirmeye teşebbüs etmişti. Musa Çelebi için Balkanlar da her şey istediği gibi gitmişti ancak Bizans’a bir ders verilmeliydi. Şehri kuşatmak üzere Bizans surlarına dayandı. Amacı elbette kenti fethetmek değildi ancak giriş çıkışları engelleyerek tıpkı babası Bayezid’in 10 yıl süren kuşatmayla Bizans’ı buhrana sürüklediği gibi yeni yeni bir Buhran yaratmaktı (1412).

Kuşatmanın başladığında Bizans’ta panik havası hemen kendisini gösterdi. Musa Çelebi şehri giriş-çıkışlara kapatmış, ticaret gemilerinin durması doğrudan şehirdeki sosyal hayatı ağır bir sekteye uğratmıştı. Surların dışında bir askeri muharebeye giremeyen İmparator 2. Manuel, deniz yoluyla direniş göstermeye çalışmış, hatta küçük bir Osmanlı kuvvetini denizde mağlup etmeyi başarmıştı. Ancak bu galibiyet kuşatmanın sona ermesi için yeterli olmadı. Bunun üzerine sulh teminatı olarak Bizans’a gönderilen Süleyman Çelebi’nin oğlu Orhan Çelebi’yi Selanik’e göndererek burada bir isyan başlattı. Ancak Musa Çelebi kuşatmayı devam ettirmekte kararlıydı. Emrindeki kuvvetlerin bir kısmını Selanik’e yollayarak hem isyanı bastırdı hem de daha önce Bizans’a hibe edilen Teselya’yı geri alarak Manuel’e ağır bir ders verdi.

Bizans, tüm bu gelişmelerin karşısında Mehmed Çelebi ile iyi ilişkiler içerisine girerek Musa Çelebi’ye karşı kendisiyle ittifak kurdu. Bursa’dan yola çıkan Mehmed Çelebi, ordusu ile İnceğiz (Çatalca) dolaylarında Mehmed Çelebi ile karşı karşıya geldi. Ancak Mehmed Çelebi, bu mücadelede yaralanınca geri çekilmek zorunda kaldı (Ekim 1412).

Mehmed Çelebi, mağlup olmasına rağmen vazgeçmedi. Kış gelmeden Musa Çelebi’yi bertaraf etmek arzusundaydı. Bizans’dan destek alıyor ancak bu yeterli gelmiyordu. Daima Osmanlı’nın resmi hükümdarına itaat eden Lazareviç’i ikna etmeyi başardı. Anadolu’dan gelip kendisine tabi olan Türkmen kuvvetleriyle birlikte Sırp ve Bizans desteğini de alarak tekrar taarruza geçti. Çatışma devam ederken Rumeli Beylerbeyi Mihaloğlu Mehmed, Musa Çelebi’ye sırtını dönerek Mehmed Çelebi’nin saflarına geçti. Bu ihanet Musa Çelebi’nin galibiyetine mani olmadı. Mehmed Çelebi’nin emrindeki 15.000 Türkmen kuvvetleri Sipahileri ve Yeni Çerileri geçemedi. Mehmed Çelebi yine acı bir mağlubiyet yaşayıp Bursa’ya dönmek zorunda kalmıştı.

Rumeli Beylerbeyi Mihaloğlu Mehmed Bey’in ihaneti sürpriz değildi. Zira Balkanlardaki akıncılar yağmalardan fevkalade bir kazanç sağlıyor, bu kazanç onları pervasızlığa ve şımarıklığa sürüklüyordu. Bu durum karşısında gaza akınlarını durdurma emri vermiş, kendilerine hediye ettiği bir takım kazançları da ellerinden alarak bir anlamda aşağılamıştı. Bu durum karşısında Rumeli’deki akıncılar izin almadan taarruz ediyor, yağma yapıyordu. Bu gerginlik zamanla Musa Çelebi ile Rumeli’de ki Sancak Beylerinin, dolayısıyla disiplin altına alınmamış dağınık askeri kuvvetlerle arasının açılmasına sebep oldu.

Bu ayrılığın bir parçası olarak veziri olarak atadığı Kör Şahmelik Bizans’a yaptığı taciz saldırıları sırasında gizlice Surlardan içeri girdi. Şahmelik de Musa’ya ihanet edip saf değiştirmişti. Bizans üzerinden Bursa’ya geçip Mehmed Çelebi’ye sığındı. Askerlerin Musa Çelebi’nin aşağılayıcı tavırlarından usanan askerlerin Mehmed Çelebi’nin merhamet ve adaletini beklediğini söyleyerek emrine girdi. Bu durumdan istifade eden Mehmed Çelebi, yeni bir taarruz planı yaparak Bizans’ın sağladığı gemilerle boğazı geçip bu kez kuzeyden, Trakya üzerinden Musa Çelebi’nin üzerine yürüdü. Nihayet Vize yakınlarında karşı karşıya gelen iki ordu burada sonucu belirleyecek mücadeleye giriştiler.

Her iki tarafta savaş pozisyonu almışken Mehmed Çelebi’ye bağlı olan Yeni Çeri Ağası Hasan Ağa, kendisine bağlı olan yeni çerileri adaletli bir hükümdar olan Mehmed Çelebi’ye itaat etmeye davet edince, Musa Çelebi pervasızca bir harekette bulunup doğrudan ve bizzat Hasan Ağa’nın üzerine taarruz etti. Ancak bu taarruzu esnasında yakınlarındaki bir kapıcı başı (Yeniçeri Subayı) tarafından yaralanıp geri çekilmek zorunda kaldı. Hükümdarlarının yaralı halde geri geldiğini gören ordu savaş düzenini bozup geri çekilmeye başladı. Bu geri çekilme, aslında daha kuvvetli olan Osmanlı Ordusunun dirliğini bozdu ve Mehmed Çelebi bu durumdan istifade ederek doğrudan taarruza kalktı. Mehmed Çelebi, nihayetinde yine kendisine hizmet edecek olan Osmanlı Ordusuna karşı daha fazla kan dökmek istemedi. Nihayetinde bu mücadelede pek de fazla zayiat verilmeden galip ve mağlup belirlenmiş oldu.

Musa Çelebi, mağlubiyetin ardından yaralı olarak geri çekildi. Ancak Edirne’ye geçemezdi. Kendisine bağlı küçük bir kuvvetle birlikte Sofya’ya doğru kaçmaya başladı. Ancak Mehmed Çelebi onu ortadan kaldırmadan hükümdarlık makamına oturamayacağını biliyordu. Uzun süren takipler sonunda nihayet Sofya yakınlarında bulundu. Burada kendi askeri tarafından (Derzi Saruca) atından alınıp Mehmed Çelebi’ye teslim edildi. Tarih yine tekerrür etti ve Musa Çelebi boğdurulup kardeşleri İsa ve Süleyman’ın yanına defnedildi. (5 Temmuz 1413)

Böylece Mehmed Çelebi uzun ve kanlı mücadeleler sonunda tek başına tartışmasız hükümdar olarak tahta oturdu ve tarihe Fetret Devri olarak geçen bu karanlık dönem sona ermiş oldu.

<<<<<<<<Fetret Devri>>>>>>>>

Paylaşmak İstermisiniz :

Bu alana reklam verebilirsiniz!